Ali
New member
Alexis Hastalığı Nedir? Hem Gülelim Hem Öğrenelim!
Arkadaşlar merhaba!
Bugün forumda yine tıp dünyasının gizemli köşelerinden birine dalıyoruz: Alexis hastalığı. Hani vardır ya, kulağa bir Yunan mitolojik kahramanı gibi geliyor ama aslında hiç de öyle değil. “Alexis” deyince benim aklıma ya Survivor yarışmacısı ya da ortaokulda gizlice MSN’de eklediğimiz tatlı çocuk geliyor. Ama hayır, mevzu sağlık!
Peki nedir bu Alexis hastalığı? Basitçe söylemek gerekirse, kişinin kendi duygularını ifade edememesi, yani “hissettiğini söyleyememe sendromu” gibi bir durum. Dışarıdan bakınca gayet normal, işinde gücünde biri görünüyor ama içeride fırtınalar kopuyor, o fırtınaları dışarıya aktaramıyor. İçinde “korku”, “öfke” ya da “mutluluk” var ama ağzından çıkan tek kelime: “İyiyim.” Efsane değil mi? İyilik meleği gibi görünürken aslında iç dünyada deprem 7.2 şiddetinde.
---
Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı: "Tamam Abi, Strateji Geliştirelim!"
Şimdi kabul edelim, erkek milleti bu tip meseleleri duyunca ilk refleksi şöyle oluyor:
- “Abi net konuşamıyorsan, Excel tablosu yap. Duygularını kategorilere ayır, A sütunu ‘mutlu’, B sütunu ‘sinirli’. Gerekirse pivot tablo kurarsın, mevzu kapanır.”
Bir arkadaşım var, Alexis hastalığıyla ilgili konuşurken dedi ki: “Bence bu tamamen stratejik iletişim eksikliği. Eğer bu insanlara taktikler öğretilse, mesela ‘çünkü’ kelimesini cümleye ekle, sonra bir duygusal kelime koy, her şey çözülür.” Adam resmen askeri plan yapar gibi anlatıyor. Sanki duygular bir satranç taşı.
Erkeklerin olaya yaklaşımı genelde şu oluyor:
1. Sorun = duygular ifade edilemiyor.
2. Çözüm = yöntem geliştir, formül bul.
3. Sonuç = problem yokmuş gibi davran.
Ama gerçek hayatta işler böyle işlemiyor. Çünkü duyguların Excel’e sığmadığı bir dünyada yaşıyoruz dostlar!
---
Kadınların Empatik Dokunuşu: "Canım, Gel Sarılalım"
Kadınlar cephesinde durum tamamen farklı. Bir kadın duyunca “Alexis hastalığı”, hemen kollarını açıyor:
- “Ah canım ya, içindekileri anlatamıyorsun, çok zor olmalı. Gel konuş, ben seni anlarım.”
Empati şampiyonları!
Kadınların bu hastalığa yaklaşımı stratejik değil, tamamen ilişki odaklı. “İfade edemiyorsan sorun değil, ben gözlerinden anlarım” diyorlar. Hatta bazen bu anlayışlı tavır öyle bir noktaya geliyor ki, Alexis olan kişi duygularını hiç açmasa bile karşısındakinin kafasında koca bir roman yazılmış oluyor.
Mesela:
- Erkek: “İyiyim.”
- Kadın: “Biliyorum aslında biraz yorgunsun, işteki baskılar seni üzüyor, anneni özledin, ayrıca geçen gün söylediğim şeyi içselleştiremedin ama sorun değil, ben hep buradayım.”
İşte bu! Alexis olan kişiye terapi gibi. Ama bazen fazla yorum katınca Alexis olan kişi daha da “dilsiz” hale gelebiliyor. Çünkü içinden “Ya ben aslında sadece acıktım, ama sen bana üç bölüm Netflix dizisi yazdın” diyebiliyor.
---
Alexis Hastalığının Günlük Hayattaki Komik Yansımaları
Şimdi gelelim işin eğlenceli tarafına. Alexis hastalığı olan birini tanıyorsanız, günlük hayatta şöyle sahneler çok yaşanır:
- Doğum gününde sürpriz yaparsınız.
O: “Sağ olun.”
İç dünyası: “Allah’ım kalbim patlayacak, mutluluktan ağlayacağım.”
- Kavga ederken siz bağırırsınız, o sessiz kalır.
Siz: “Bir şey söylesene!”
O: “…”
İç dünyası: “Aslında sana 32 sayfalık duygu raporum var ama çıkmıyor işte.”
- Film izlerken herkes hüngür hüngür ağlar.
O: “Fena değilmiş.”
İç dünyası: “Titanic batarken ruhumun yüzde 80’i suya gömüldü.”
Gerçekten trajikomik bir tablo. Alexis hastalığı olan insanlar, adeta “duygularını USB bellek gibi saklayan” insanlar.
---
Forum Tavsiyeleri: Çözüm Var mı?
Forum ruhuyla yazalım, çünkü hepimiz az çok kendi hayatımızdan biliyoruz. İşte forumdaşlardan derlediğim olası çözüm önerileri:
- Erkek Tavsiyesi:
“Duygularını yaz kardeşim. WhatsApp’ta yazamıyorsan, Word aç, dök içini. Yazmak hem hafifletir hem düzen sağlar. Sistemli olursan kazanırsın.”
- Kadın Tavsiyesi:
“Zorla konuşmaya çalıştırma. Yanında ol, sarıl, güven ver. O zaten zamanla açılır. Bazen tek kelime bile yeter: ‘Buradayım.’”
- Nötr Tavsiye:
“Gidin terapiye abi. Çünkü bazen Excel de, sarılmak da yetmiyor. Profesyonel destek almak şart.”
---
Sonuç: Hepimiz Biraz Alexis’iz!
İşin özüne gelirsek, Alexis hastalığı bazılarımızın hayatında teşhis konmuş bir durum, bazılarımızda ise küçük dozlarda var. Hangimiz zaman zaman duygularımızı gizlemiyoruz ki? Hangimiz “iyiyim” derken aslında “hiç iyi değilim” demiyoruz?
Erkekler bu işe stratejik gözle bakıyor, kadınlar ise empatiyle sarılıyor. Belki de en güzel çözüm bu iki yaklaşımı harmanlamak: Hem duyguları anlamaya çalışmak hem de ifade etmenin yollarını pratik etmek.
Ve bence forumun mottosu şu olabilir:
“Duygular Excel’de değil, kalpte çözülür.”
---
Kelime sayısı: ~835
Arkadaşlar merhaba!

Peki nedir bu Alexis hastalığı? Basitçe söylemek gerekirse, kişinin kendi duygularını ifade edememesi, yani “hissettiğini söyleyememe sendromu” gibi bir durum. Dışarıdan bakınca gayet normal, işinde gücünde biri görünüyor ama içeride fırtınalar kopuyor, o fırtınaları dışarıya aktaramıyor. İçinde “korku”, “öfke” ya da “mutluluk” var ama ağzından çıkan tek kelime: “İyiyim.” Efsane değil mi? İyilik meleği gibi görünürken aslında iç dünyada deprem 7.2 şiddetinde.
---
Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı: "Tamam Abi, Strateji Geliştirelim!"
Şimdi kabul edelim, erkek milleti bu tip meseleleri duyunca ilk refleksi şöyle oluyor:
- “Abi net konuşamıyorsan, Excel tablosu yap. Duygularını kategorilere ayır, A sütunu ‘mutlu’, B sütunu ‘sinirli’. Gerekirse pivot tablo kurarsın, mevzu kapanır.”
Bir arkadaşım var, Alexis hastalığıyla ilgili konuşurken dedi ki: “Bence bu tamamen stratejik iletişim eksikliği. Eğer bu insanlara taktikler öğretilse, mesela ‘çünkü’ kelimesini cümleye ekle, sonra bir duygusal kelime koy, her şey çözülür.” Adam resmen askeri plan yapar gibi anlatıyor. Sanki duygular bir satranç taşı.
Erkeklerin olaya yaklaşımı genelde şu oluyor:
1. Sorun = duygular ifade edilemiyor.
2. Çözüm = yöntem geliştir, formül bul.
3. Sonuç = problem yokmuş gibi davran.
Ama gerçek hayatta işler böyle işlemiyor. Çünkü duyguların Excel’e sığmadığı bir dünyada yaşıyoruz dostlar!
---
Kadınların Empatik Dokunuşu: "Canım, Gel Sarılalım"
Kadınlar cephesinde durum tamamen farklı. Bir kadın duyunca “Alexis hastalığı”, hemen kollarını açıyor:
- “Ah canım ya, içindekileri anlatamıyorsun, çok zor olmalı. Gel konuş, ben seni anlarım.”
Empati şampiyonları!

Mesela:
- Erkek: “İyiyim.”
- Kadın: “Biliyorum aslında biraz yorgunsun, işteki baskılar seni üzüyor, anneni özledin, ayrıca geçen gün söylediğim şeyi içselleştiremedin ama sorun değil, ben hep buradayım.”
İşte bu! Alexis olan kişiye terapi gibi. Ama bazen fazla yorum katınca Alexis olan kişi daha da “dilsiz” hale gelebiliyor. Çünkü içinden “Ya ben aslında sadece acıktım, ama sen bana üç bölüm Netflix dizisi yazdın” diyebiliyor.
---
Alexis Hastalığının Günlük Hayattaki Komik Yansımaları
Şimdi gelelim işin eğlenceli tarafına. Alexis hastalığı olan birini tanıyorsanız, günlük hayatta şöyle sahneler çok yaşanır:
- Doğum gününde sürpriz yaparsınız.
O: “Sağ olun.”
İç dünyası: “Allah’ım kalbim patlayacak, mutluluktan ağlayacağım.”
- Kavga ederken siz bağırırsınız, o sessiz kalır.
Siz: “Bir şey söylesene!”
O: “…”
İç dünyası: “Aslında sana 32 sayfalık duygu raporum var ama çıkmıyor işte.”
- Film izlerken herkes hüngür hüngür ağlar.
O: “Fena değilmiş.”
İç dünyası: “Titanic batarken ruhumun yüzde 80’i suya gömüldü.”
Gerçekten trajikomik bir tablo. Alexis hastalığı olan insanlar, adeta “duygularını USB bellek gibi saklayan” insanlar.
---
Forum Tavsiyeleri: Çözüm Var mı?
Forum ruhuyla yazalım, çünkü hepimiz az çok kendi hayatımızdan biliyoruz. İşte forumdaşlardan derlediğim olası çözüm önerileri:
- Erkek Tavsiyesi:
“Duygularını yaz kardeşim. WhatsApp’ta yazamıyorsan, Word aç, dök içini. Yazmak hem hafifletir hem düzen sağlar. Sistemli olursan kazanırsın.”
- Kadın Tavsiyesi:
“Zorla konuşmaya çalıştırma. Yanında ol, sarıl, güven ver. O zaten zamanla açılır. Bazen tek kelime bile yeter: ‘Buradayım.’”
- Nötr Tavsiye:
“Gidin terapiye abi. Çünkü bazen Excel de, sarılmak da yetmiyor. Profesyonel destek almak şart.”
---
Sonuç: Hepimiz Biraz Alexis’iz!
İşin özüne gelirsek, Alexis hastalığı bazılarımızın hayatında teşhis konmuş bir durum, bazılarımızda ise küçük dozlarda var. Hangimiz zaman zaman duygularımızı gizlemiyoruz ki? Hangimiz “iyiyim” derken aslında “hiç iyi değilim” demiyoruz?
Erkekler bu işe stratejik gözle bakıyor, kadınlar ise empatiyle sarılıyor. Belki de en güzel çözüm bu iki yaklaşımı harmanlamak: Hem duyguları anlamaya çalışmak hem de ifade etmenin yollarını pratik etmek.
Ve bence forumun mottosu şu olabilir:
“Duygular Excel’de değil, kalpte çözülür.”
---
Kelime sayısı: ~835
