Fatih Sultan Mehmet kaçıncı köprü ?

Yildiz

New member
Gündelik hayatta bazı erkeklerin FSM Köprüsü'nü daha çok mühendislik, araç kullanımı, ulaşım süresi, güzergâh ve kişisel başarı perspektifinden değerlendirdiğini görebiliriz. Köprünün ne kadar sürede yapıldığı, hangi mühendislik tekniğinin kullanıldığı veya kaç araç taşıdığı gibi sorular bazı kişiler için daha ilgi çekici olabilir.

Buna karşılık bazı kadınların köprüyü aile bağlantıları, şehir yaşamı, sosyal hareketlilik, iş ve eğitim olanaklarına erişim veya kültürel etkileşim açısından değerlendirmesi mümkün olabilir.

Fakat bu ayrımı “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde kesin bir kurala çevirmek doğru olmaz. Bireysel ilgi alanları, meslek, yaş, eğitim, yaşanılan şehir ve kişisel deneyimler cinsiyetten çok daha belirleyici olabilir.

Örneğin mühendis bir kadın için köprünün aerodinamik tasarımı son derece önemli olabilirken, şehir planlamasıyla ilgilenen bir erkek için köprünün İstanbul'daki sosyal hareketliliğe etkisi çok daha ilginç olabilir.

Bence daha doğru yaklaşım şu: İnsanların aynı yapıya farklı merceklerden bakabilmesini kabul etmek.

Bir kişi “Bu köprünün mühendisliği nasıl yapıldı?” diye sorarken başka biri “Bu köprü İstanbul'daki insanların hayatını nasıl değiştirdi?” diye sorabilir.

İki soru da aynı derecede değerlidir.

Avrupa ve Asya Arasında Bir Ulaşım Koridoru

FSM Köprüsü'nü İstanbul'un yerel ulaşım sistemi içinde değerlendirmek önemli, ancak küresel boyutu da göz ardı etmemek gerekiyor.

İstanbul, Avrupa ile Asya arasında tarih boyunca önemli bir geçiş noktası oldu. Modern otoyol sistemleriyle birlikte bu coğrafi konum daha farklı bir biçimde yeniden üretildi.

KGM'nin tarihçe belgelerinde FSM Köprüsü'nün İstanbul II. Çevreyolu üzerinde yer aldığı belirtiliyor. Köprü, Avrupa ve Anadolu arasındaki karayolu bağlantısının kapasitesini artıran daha geniş ulaşım yatırımlarının parçasıydı. Karayolları Genel Müdürlüğü

Bu durum Türkiye açısından ekonomik anlam da taşıyor. Ticari araçların, yolcuların ve farklı bölgeler arasında hareket eden insanların Boğaz'ı geçebilmesi, İstanbul'un yalnızca yerel değil bölgesel ulaşım ağındaki rolünü güçlendiriyor.

Burada şu soru bence oldukça önemli:

Bir şehir coğrafi olarak iki kıtayı birbirine bağlıyorsa, o şehir yalnızca fiziksel bir geçiş noktası mıdır, yoksa kültürler arasında da bir aracıya dönüşür mü?

İstanbul'un tarihine bakıldığında ikinci ihtimal oldukça güçlü görünüyor.

İstanbul'un Köprüleri Neden Sadece Ulaşım Yapısı Değil?

İstanbul'daki köprülerin günlük hayattaki etkisi çok büyük. İnsanlar sabah işe giderken, akşam evlerine dönerken veya şehir içinde bir yakadan diğerine geçerken köprüleri sıradan ulaşım araçları olarak görebiliyor.

Fakat şehir dışından gelen bir turist için aynı köprü tamamen farklı bir anlam taşıyabiliyor.

Örneğin Boğaz manzarası eşliğinde FSM Köprüsü'nü görmek, İstanbul'un Avrupa ve Asya'yı aynı anda barındıran karakterinin görsel bir özeti gibi algılanabilir.

Bu durum kültürler arası algının ne kadar değişebildiğini gösteriyor.

İstanbul'da yaşayan kişi için köprü “trafik” anlamına gelebilir.

İlk kez İstanbul'a gelen turist için “iki kıtanın birleştiği şehir” anlamına gelebilir.

Bir mühendis için “1.090 metrelik açıklık” olabilir.

Bir tarih meraklısı için “Fatih Sultan Mehmet” ismini çağrıştırabilir.

Bir ekonomist için Avrupa-Asya ulaşım koridorunun parçası olabilir.

Bir aile içinse belki sadece karşı yakadaki akrabaya ulaşmanın yoludur.

Aynı yapı, farklı insanlar için farklı hikâyeler taşıyor.

Üçüncü Köprü Geldikten Sonra FSM'nin Sırası Değişti mi?

Hayır. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün 2016'da açılması Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün “İkinci Köprü” olma niteliğini değiştirmedi.

Sıralama kronolojik ve Boğaz üzerindeki köprülerin inşa sırasına göre kullanılıyor. Institution of Civil Engineers, 1973'te ilk köprünün, 1988'de FSM Köprüsü'nün, 2016'da ise Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün tamamlandığını açıkça belirtiyor. Institution of Civil Engineers (ICE)

Dolayısıyla bugün de:

15 Temmuz Şehitler Köprüsü = Birinci Köprü

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü = İkinci Köprü

Yavuz Sultan Selim Köprüsü = Üçüncü Köprü

şeklinde bir sıralama kullanılıyor.

Köprülerin Geleceği ve İstanbul'un Değişen İhtiyaçları

FSM Köprüsü'nün hikâyesi bize şehirlerin sabit olmadığını da gösteriyor.

1970'lerde birinci köprü İstanbul'un ulaşım sorunlarına çözüm olarak ortaya çıktı. Daha sonra artan trafik nedeniyle ikinci köprü gerekli hale geldi. Sonraki yıllarda üçüncü köprü ve farklı ulaşım projeleri gündeme geldi.

Bu döngü, şehir planlamasının en tartışmalı meselelerinden birini ortaya çıkarıyor: Yeni ulaşım kapasitesi gerçekten sorunu ortadan kaldırıyor mu, yoksa insanların ve ekonomik faaliyetlerin mekânsal dağılımını değiştirerek yeni ulaşım ihtiyaçları mı oluşturuyor?

Bu konuda farklı akademik ve politik görüşler bulunuyor. Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yansıyan bazı değerlendirmelerde İstanbul'da yeni köprülerin ulaşım talebi ve arazi kullanımı üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Bu nedenle FSM Köprüsü'nü yalnızca “İstanbul trafiğini rahatlatmak için yapılan ikinci köprü” şeklinde özetlemek bana göre yeterli değil. Köprü, İstanbul'un büyüme modelinin, ekonomik bağlantılarının ve şehir içi hareketliliğinin de bir parçası.

Sonuç: Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Neden İkinci Köprü?

Sorunun net cevabı oldukça basit: Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, İstanbul Boğazı üzerine yapılan ikinci asma köprüdür ve bu nedenle halk arasında “İkinci Köprü” olarak bilinir. 1988 yılında hizmete açılmış, Avrupa yakasındaki Hisarüstü ile Anadolu yakasındaki Kavacık'ı birbirine bağlamıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü+1

Fakat bu basit cevap, köprünün bütün hikâyesini anlatmıyor.

FSM Köprüsü; İstanbul'un hızlı büyümesini, Avrupa-Asya bağlantısını, modern mühendisliği, Osmanlı tarihine yapılan göndermeleri, ulaşım politikalarını ve farklı kültürlerin İstanbul algısını aynı noktada buluşturuyor.

Belki de bu yüzden “kaçıncı köprü?” sorusu, göründüğünden daha güzel bir tarih sorusu.

Bir dahaki sefere FSM Köprüsü'nden geçerken sadece karşı kıyıya ulaşmayı değil, bu köprünün neden tam olarak burada yapıldığını, İstanbul'un bundan önce nasıl bir ulaşım düzenine sahip olduğunu ve köprünün kentin geleceğini nasıl etkilediğini düşünmek ilginç olabilir.

Sonuçta köprüler yalnızca iki yakayı birbirine bağlamıyor. İnsanları, ekonomileri, kültürleri, tarihleri ve farklı yaşam biçimlerini de aynı güzergâhta buluşturuyor.

Ve İstanbul gibi yüzyıllardır farklı toplumların kesişme noktası olmuş bir şehirde, belki de bir köprünün en önemli özelliği tam olarak budur.
 
Üst